büyük
İsim/[byˈjyc]/
🇹🇷 Türkçe Anlamlar (TDK)
- Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne); cesim, makro, küçük karşıtı sf. "Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz." — Y. Z. Ortaç
- Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram) "Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti." — P. Safa
- Niceliği çok olan "Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır." — R. N. Güntekin
- Nitelikleri bakımından başkalarından ayırt edilecek kadar üstün olan; muhteşem "Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri." — N. Ataç
- Yaşı ilerlemiş, belli bir yaşa gelmiş "Büyüklerin tandır sefasına ayıracak zamanları yoktu." — A. Kutlu
- Gücü, kudreti çok olan "Hangi şekil altında olursa olsun bu otoriteyi yaşattığımız müddetçe büyük devlet sahibi, büyük millet olabiliriz." — N. Topçu
- Önemli olan mec. "Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti." — T. Buğra
- → dışkı a.
- Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse a.mec.
🇬🇧 İngilizce Anlamlar
- a bigger one
- people higher by rank or degree figuratively"Kardeşim senle uğraşamam büyüğüne bağla beni" — Dude I can't waste my time with you call someone higher of rank for me
- excrement, poop euphemistic
Köken
From Ottoman Turkish بیوك (büyük, biyük, “big, grand”), from Old Anatolian Turkish بِیُوكْ (beyük), from earlier *beδük, from Proto-Turkic *bedük (“big”), derived from *bedü- (“to grow big”). See büyü-. Cognate with Karakhanid بَدُكْ (bedük, “big”), Old Uyghur 𐽼𐽰𐽸𐽳𐽷 (bedük, “big”), Kazakh биік (biık, “high”), Gagauz büük, Azerbaijani böyük.
🔗 İlgili Kelimeler
Eş Anlamlılar
📝 Notlarım
Giriş yapın bu kelimeye not eklemek için.