🔍

üst

Sıfat
//yst//

🇹🇷 Türkçe Anlamlar (TDK)

  1. Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı; üzeri, fevk, alt karşıtı a.
    "Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor." — H. E. Adıvar
  2. Bir şeyin görülen yanı, yüzü
    "Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu." — M. Ş. Esendal
  3. Bir şeyin dış yüzü; üzeri
  4. → giysi
    "O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı." — L. Tekin
  5. Birine göre yüksek aşamada olan kimse; mafevk
    "Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav yapmaya karar verdi." — İ. O. Anar
  6. Vücudun beden bölümü
    "Üstüne şal al, öyle git."
  7. Artan, geriye kalan bölüm
    "Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz." — A. Ş. Hisar
  8. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan sf.
    "Kadınların beni böyle göz hapsine almaları yüzünden üst düğmelerimi gevşetemiyordum." — R. N. Güntekin
  9. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan sf.
    "Üst makam. Üst rütbedekiler."

🇬🇧 İngilizce Anlamlar

  1. something upper compared to something else, upper
    "Ve burası da evin üst kısımı" — And this is the upper part of the house
  2. something of higher degree in classifying systems or in hierarchies compared to something else
    "O benden daha üst bir makamda" — He is of higher rank than me

Köken

From Ottoman Turkish اوست (üst), from Proto-Turkic *üŕ-t (“on top, high above”), derivative of *ǖŕ. Cognate with üzeri.

🔗 İlgili Kelimeler

Eş Anlamlılar

Zıt Anlamlılar

📝 Notlarım

Giriş yapın bu kelimeye not eklemek için.

Özcük - Türkçe'nin en kapsamlı sözlük uygulaması

Veri kaynağı: Kaikki.org (Wiktionary)