yapmak
Fiil//jɑpmɑk//
🇹🇷 Türkçe Anlamlar (TDK)
- Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek -i "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır." — Ç. Altan
- Olmasına yol açmak nsz. "Durgun sular sıtma yapar."
- Yol almak nsz.
- Onarmak, tamir etmek "Bozulan saatimi saatçi yaptı."
- Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek nsz. "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım." — R. H. Karay
- Bir dileği, bir isteği yerine getirmek; uygulamak, ifa etmek "Şu işi yapıver diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu." — S. M. Alus
- Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek nsz. "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım." — R. H. Karay
- Düzenli bir duruma getirmek "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."
- → üretmek nsz. "Ayakkabı yapmak."
- Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak nsz. "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."
+ 10 daha fazla anlam
🇬🇧 İngilizce Anlamlar
- to make; to build, construct, fashion; to create; to manufacture; to produce; to prepare transitive"Sana kek yaptım." — I made you a cake.
- to do; to busy oneself with, act, behave transitive"Ödevini yaptın mı?" — Did you do your homework?
- to repair, fix transitive"Babam bozuk lambayı yaptı." — My father fixed the defective lamp.
- to defecate intransitivewith-dative
Köken
Inherited from Ottoman Turkish یاپمق (yapmak, “to do, make, arrange”), from Proto-Turkic *yap- (“to make, create, arrange”). Cognate with Karakhanid [script needed] (yapmāq, “to build”), Old Uyghur [script needed] (yap-, “to make”).
📝 Notlarım
Giriş yapın bu kelimeye not eklemek için.
Morfolojik Yapı
yap kök (root)+ -yor Present continuous+ -Im/-m I
yapıyorum