🔍

oturmak

Fiil
//o.tuɾ.mɑk//

🇹🇷 Türkçe Anlamlar (TDK)

  1. Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek -e
    "Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu." — S. F. Abasıyanık
  2. Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak nsz.
    "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız." — T. Dursun K
  3. Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak -i
    "Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti." — T. Buğra
  4. Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek -de
    "Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar." — B. Felek
  5. Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak nsz.
    "Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?"
  6. Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek nsz.
    "Temelin bu tarafı on santim oturmuş."
  7. Biriyle beraber yaşamak -le
    "O günden beri enişte beyle oturuyorum." — S. M. Alus
  8. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
  9. Yer almak, geçmek
    "Valilik makamına oturdu."
  10. Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek nsz.
    "Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu."

+ 3 daha fazla anlam

🇬🇧 İngilizce Anlamlar

  1. to sit
    intransitive
    "Bir saattir bilgisayar karşısında oturuyorum." — I have been sitting in front of the computer for an hour.
  2. to sit down (on), sit (upon)
    intransitivewith-dative
  3. to reside, dwell in
    intransitive
    "Ben İstanbul'da oturuyorum." — I live in Istanbul.
  4. to fit on
    intransitive
    "Üzerine tam oturdu." — It fitted on you perfectly.
  5. to settle, subside
    intransitive
  6. to catch on, take root, become popular, be accepted
    intransitive
    "Gün geçtikçe yeni sözcükler iyice oturmuştu." — As days passed, the neologisms had caught on.

Köken

From Ottoman Turkish اوتورمق (oturmak, “to sit, incubate, live, remain”), from Old Anatolian Turkish [script needed] (otur-, “to sit”), from earlier *oltur-, from Proto-Turkic *ol-tur- (“to sit”), akin to *ol-ur- (“to sit”) both being causative forms of Proto-Turkic *ol- (“to be”). Proto-Turkic *ol(u)-'s relation to Karakhanid [script needed] (olmāq, “to be, become ripe”), and Turkish olmak (“to be, become, happen, exist, be situated”) is not clear, at least the Turkish form is thought to be from Proto-Turkic *bōl- (“to become”). The -/l/- in -/lt/- cluster was lost, compare a similar case in getir- (<*gẹl-tür-).

📝 Notlarım

Giriş yapın bu kelimeye not eklemek için.

Morfolojik Yapı

otur kök (root)+ -yor Present continuous+ -Im/-m I
oturuyorum

Özcük - Türkçe'nin en kapsamlı sözlük uygulaması

Veri kaynağı: Kaikki.org (Wiktionary)