karışmak
Fiil//kaɾɯʃmak//
🇹🇷 Türkçe Anlamlar (TDK)
- İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek -e "Araba sallana sallana içim bağrım birbirine karıştı." — H. R. Gürpınar
- Düzensiz, dağınık olmak "Yanıma her tarafı titreyerek sapsarı, sakal bıyığa karışmış bir hâlde geldi." — R. H. Karay
- Duruluğunu yitirmek; bulanmak nsz. "Hava birden karıştı. Zihnim karıştı."
- Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek nsz. "Kaymakam işin karıştığını anlayarak..." — M. Ş. Esendal
- Müdahale etmek "Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü." — F. R. Atay
- Engellemek, araya girmek
- Bir araya gelmek, katılmak "Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı." — Ömer Seyfettin
- İlgilenmek, el atmak "Ben, dedim, başkalarının soyadlarına nasıl karışabilirim?" — M. Ş. Esendal
- Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak "Bu işe belediye karışır."
- → karılmak
🇬🇧 İngilizce Anlamlar
- to interfere
- to blend, to slip in
- to mix
Köken
From Ottoman Turkish قارشمق (karışmak, “to join and mix; to become confused; to interfere; to control”). Compare Azerbaijani qarışmaq and Crimean Tatar qarışmaq.
📝 Notlarım
Giriş yapın bu kelimeye not eklemek için.
Morfolojik Yapı
karış kök (root)+ -yor Present continuous+ -Im/-m I
karışıyorum