durmak
Fiil//duɾˈmɑk//
🇹🇷 Türkçe Anlamlar (TDK)
- Hareketsiz durumda olmak nsz. "Motorlu su taşıtlarından biri de kanal rıhtımının tam bizim önümüze düşen bir noktasında demir atmış duruyordu." — Y. K. Karaosmanoğlu
- İşlemez olmak, çalışmamak "Bileğimdeki saat durmuş." — A. Gündüz
- Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek; tevakkuf etmek "Yolda nerede çeşme gördümse durdum, elimi yüzümü yıkadım, su içtim." — N. Cumalı
- Sona ermek; kesilmek "Yağmur durdu."
- Varlığını sürdürmek "Türklerin yüzlerce yıl önceki kitabeleri hâlâ duruyor."
- Var olmak "Bu kadar dersim dururken sinemaya nasıl gideyim?"
- Beklemek, dikilmek "Oturacak değil, ayakta duracak yer yok." — R. N. Güntekin
- Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak "Yazlık eviniz hâlâ duruyor mu?"
- Bir yerde kalmak "Artık çok durmamış, yanındaki hanımla birlikte balodan çıkmış." — M. Yesari
- Bir yerde olmak veya bulunmak "Aspirin getirmeyeceğini adı gibi biliyordu çünkü çekmecesinde dokunulmamış bir kutu duruyordu." — T. Buğra
+ 4 daha fazla anlam
🇬🇧 İngilizce Anlamlar
- to stop "Yağmur durdu." — The rain stopped.
- to stand; to sit still; to remain
- to last; to continue to be, to keep being
- to look, to seem, to appear "Bu elbise üzerimde çok güzel durmuyor mu?" — Doesn't this dress look really good on me?"Portakallar bozuk duruyordu, ondan almadım." — I didn't buy any oranges because they looked bad.
Köken
Inherited from Ottoman Turkish طورمق (durmak), from Old Anatolian Turkish طورمق (durmaq), from Proto-Turkic *tur- (“to stand”). Cognate with Kazakh тұру (tūru), Turkmen durmak, Crimean Tatar turmaq, Uzbek turmoq, Uyghur تۇرماق (turmaq), Azerbaijani durmaq, Tatar toru, Chuvash тӑр (tăr), Gagauz durmaa.
📝 Notlarım
Giriş yapın bu kelimeye not eklemek için.
Morfolojik Yapı
dur kök (root)+ -yor Present continuous+ -Im/-m I
duruyorum